Krediye erişimi sınırlı olan kesimlere yönelik konut finansmanı sağlayan Bluestep, yüksek faiz oranlarına yönelik eleştirilere yanıt verdi. Bankanın hedef kitlesi; düzenli geliri olmayan, geçici işlerde çalışan ya da kredi geçmişinde olumsuz kayıt bulunan kişilerden oluşuyor. Bu nedenle Bluestep’in sunduğu konut kredilerinde faiz oranlarının büyük bankalara kıyasla daha yüksek olduğu belirtiliyor.
Peter ve Maria isimli iki müşterinin yaşadığı sürecin ardından kamuoyunda “yüksek faiz, ekonomik olarak kırılgan haneler için ek yük oluşturuyor” tartışması yeniden gündeme geldi. Konuya ilişkin açıklama yapan Bluestep yetkilileri ise, bu kredilerin daha yüksek risk taşıdığına dikkat çekerek fiyatlamanın bu risk üzerinden yapıldığını savundu.
“Daha büyük risk alıyoruz”
Enity Bank Group bünyesinde faaliyet gösteren Bluestep’in operasyon direktörü Sandra Lillienberg, bankanın geleneksel bankalara göre daha yüksek riskli müşteri profiliyle çalıştığını vurguladı.

Lillienberg, Bluestep’in pazarlama mesajlarında “daha fazla kişiye ev sahibi olma imkânı sunmayı” hedeflediğini, bu kapsamda sabit işi olmayan veya kredi notu düşük müşterilerin de değerlendirmeye alındığını ifade etti. Geleneksel bankaların daha katı kriterlerle ilerlediğini söyleyen Lillienberg, Bluestep’in “finansal kapsayıcılık” yaklaşımıyla müşterinin ileriye dönük ödeme gücüne odaklandığını dile getirdi.
Ortalama faiz tartışması
Bluestep’in sunduğu kredilerde faizlerin yüksek olduğu eleştirilerine karşılık Lillienberg, bankanın ortalama faizlerinin geleneksel bankalardan “çok büyük ölçüde ayrışmadığını” savundu. Ancak soruların odağında, aralık ayında değişken konut kredilerinde ortalama faizin yaklaşık yüzde 6 seviyesinde bulunduğu; bunun da büyük bankalardaki oranların iki katını aşabildiği iddiası yer aldı.
Lillienberg ise, bankanın birçok müşteriye gelirine göre “ödenebilir” bir faiz sunabildiğini ve bu müşterilerin konut kredisi piyasasına giriş yapmasının uzun vadede önemli olduğunu söyledi.
“Müşterinin evi satmasını istemeyiz”
Bluestep tarafı, konut kredisi verilmeden önce detaylı bir değerlendirme yapıldığını, müşterilerin ödeme güçlüğüne düşmesinin “yaygın bir durum olmadığını” ileri sürdü. Lillienberg, işsizlik veya gelir düşüşü gibi olumsuzluklarda bankanın müşteriye yardımcı olmak için devreye girdiğini belirterek, “Hiçbir müşterinin evini satmak zorunda kalmasını istemeyiz. Bu kimsenin yararına değil” mesajını verdi.
Bankanın, süreç ve değerlendirme mekanizmalarının müşteri lehine tasarlandığını savunan Lillienberg, bu konuda “güçlü ve oturmuş prosedürlere” sahip olduklarını kaydetti.








