ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurduğu suçlamalarıyla yargılanırken 10 Ağustos 2019’da New York’taki hücresinde ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein hakkında yayımlanan yeni belgeler, küresel ölçekte yeni bir kriz başlattı. Belgelerde çok sayıda tanınmış ismin adının geçmesi; ABD’de “tam şeffaflık” tartışmalarını alevlendirirken, Avrupa’da kraliyet ailelerini ve diplomatik çevreleri de doğrudan etkileyen istifa ve açıklama dalgasını tetikledi.
ABD’de “tam açıklama” baskısı büyüyor
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein soruşturması kapsamında 6 milyon sayfalık arşivden 3 milyondan fazla yeni belgenin kamuoyunun erişimine açıldığını duyurdu. Ancak Kongre cephesinde, belgelerin tamamının yayımlanmaması sert tepki gördü.
Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi üyesi Demokrat Robert Garcia, bu durumu “akıl almaz ve son derece endişe verici” sözleriyle eleştirdi. Garcia, ABD Adalet Bakanı Pam Bondi’ye mağdurlar korunarak belgelerin tamamının Komite’ye teslim edilmesi çağrısında bulundu.
Demokrat Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez de yayımlanan dosyaların tüm arşivin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu savunarak, kamuoyuna sunulan kısmın “yayınlamaya istekli olunan bölüm” olduğu mesajını verdi.
Öte yandan Demokrat Ro Khanna ile Cumhuriyetçi Thomas Massie, Adalet Bakanlığı’na yazdıkları dilekçeyi kamuoyuyla paylaşarak sansürsüz belgelerin açıklanmasını istedi. İkili, mağdur ifadelerini içeren raporlar dahil mevcut belgelerdeki “sansürleme yaklaşımının kapsamı ve tutarlılığı” konusunda da endişe bildirdi.
Musk tartışması: “Tutuklama yoksa hiçbir şey ifade etmiyor”
ABD’li iş insanı Elon Musk, yeni belgelerin kısmi yayımlanmasına ilişkin, “En az bir şüpheli tutuklanana kadar… hiçbir şey ifade etmiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Belgeler sonrası ABD basınında yer alan ayrıntılarda, Musk ile Epstein arasında 2013 tarihli e-posta trafiği olduğu iddiası gündeme geldi. Haberlere göre Musk, tatil döneminde Britanya Virjin Adaları/St. Bart’s bölgesinde olacağını belirterek ziyaret için uygun zamanı sordu; Epstein de yeni yılın başlarının uygun olacağını söyleyip “her zaman yer olduğunu” yazdı. Yazışmalarda tarih planlamasına dair devam mesajları yer alırken, Musk’ın nihayetinde gidip gitmediğinin net olmadığı aktarıldı. Musk daha önce, Epstein’in kendisini adaya götürmeye çalıştığını ancak reddettiğini söylemişti.
Belgelerde ayrıca Epstein’in ABD Virjin Adaları’ndaki “Little St. James” ve “Great St. James” adalarını satın alıp kullandığı; bu adaların kamuoyunda “suç adaları” olarak anıldığı hatırlatıldı.
Gates’ten yalanlama: “Asılsız ve saçma”
Dosyalarda yer aldığı aktarılan bazı e-postalarda Bill Gates hakkında iddialar bulunduğu öne sürüldü. Gates’in sözcüsü, BBC’ye yaptığı açıklamada iddiaları “asılsız ve saçma” olarak nitelendirerek, söz konusu e-postaların Epstein’in kurgusu olduğunu savundu. Sözcü, bu içeriklerin Epstein’in Gates ile sürdürmek istediği ilişkiyi devam ettirememesinden kaynaklanan rahatsızlığı ve karalama niyetiyle ne kadar ileri gidebildiğini gösterdiğini ileri sürdü.
Mağdurlardan sert tepki: “İstismarcılar korunuyor”
Belgelerde isimlerin karartılması ve sansür tartışmaları, Epstein mağdurlarını da yeniden ayağa kaldırdı. The New York Times’ın aktardığına göre, mağdurlardan oluşan 18 kişilik bir grup, açıklanan belgelerin “suç ortaklarını sorumlu tutmak” için yeterli olmadığını söyledi.
Mağdurlar, kendi kimliklerinin ifşa edildiğini ancak kendilerini istismar eden erkeklerin isimlerinin gizli kalmaya devam ettiğini belirterek, “Bu çok çirkin bir durum” ifadelerini kullandı ve “Bu iş burada bitmedi” mesajı verdi.
Kraliyetler yeniden dosyanın merkezinde
Yeni belgelerde İngiltere’de “prens” unvanı geri alınan Prince Andrew’a ilişkin fotoğraflar ve yazışmaların yer aldığı bildirildi. BBC’nin aktardığına göre, fotoğrafların birinde yerde yatan, tamamen giyinik bir kadının karnına dokunulduğu; diğerinde ise yine yerdeki kadının yanında Andrew’un kameraya doğru baktığı görüntüler bulunuyor. Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiği belirsiz.
The Guardian ise yeni belgelere dayanarak, Andrew’un Epstein’i ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından Buckingham Sarayı’nda görüşmeye davet ettiğini öne sürdü. Belgelerde ayrıca 2010’a tarihlenen e-posta trafiği ve “BP” kısaltmasının Buckingham Palace’a işaret edebileceği iddiası da yer aldı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Andrew’un ABD Kongresi’nde ifade vermesi gerektiğini söyleyerek, “Bilgisi olan herkes, istenen biçimde bilgiyi paylaşmaya hazır olmalı” mesajı verdi. Starmer, mağdur odaklı yaklaşımın bunu gerektirdiğini vurguladı.
Epstein kurbanlarından Virginia Giuffre’nin iddialarıyla da gündeme gelen Andrew’un, 2019’da resmi kraliyet görevlerinden çekildiği; daha sonra tüm unvanlarını bırakacağını duyurduğu, son olarak da Charles III’ün “Prens” unvanını da geri aldığı bilgisi hatırlatıldı.
Kuzey Avrupa ayağı: Norveç, Danimarka ve İsveç
Yeni belgelerde Kuzey Avrupa kraliyetlerine ilişkin başlıklar da öne çıktı.
Norveç’te NRK’nin haberlerinde Veliaht Prenses Mette-Marit’in adının belgelerde yüzlerce kez geçtiği vurgulandı. Prenses, Epstein’in geçmişini yeterince araştırmadığı için sorumluluk aldığını belirterek “derin üzüntü” ve “utanç” ifadeleriyle pişmanlığını dile getirdi. Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, Epstein ile temas kuran Norveçlilerin “pişman olması” gerektiğini söyledi ve eski başbakan Thorbjørn Jagland için de benzer bir değerlendirme yaptı. Jagland da “şimdi bildiklerini o zaman bilseydi” temas kurmayacağını belirterek pişmanlığını ifade etti.
Danimarka’da dosyalarda adının iki kez geçtiği iddia edilen Frederik X için kraliyet kaynakları, kralın Epstein ile hiç tanışmadığını açıkladı. Buna karşın belgelerde, Frederik’in prens olduğu dönemde Epstein’in iş bağlantılarından bir iş insanı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddiası yer aldı.
İsveç’te ise belgelerde Princess Sofia’nın adının geçtiği ve 2012’de Epstein’in özel davetlisi olarak New York’ta bir film gösterimine katıldığı iddia edildi. İsveç Kraliyet Sarayı daha önce, prensesin 2005’te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak yaklaşık 20 yıldır temas olmadığını açıklamıştı.
BM’de istifa: UNHCR İsveç temsilcisi görevi bıraktı
Belgelerin doğrudan etkilediği kurumlardan biri de Birleşmiş Milletler oldu. İsveç basınından Expressen, UNHCR’nin İsveç temsilcisi Joanna Rubinstein’in istifa ettiğini duyurdu. UNHCR İsveç’in iletişim sorumlusu Ulrika Belin istifayı doğrularken Rubinstein, Epstein ile yalnızca bir kez ve “tamamen sosyal” bir görüşme yaptığını savundu. Belgelerde Rubinstein’in 2012’deki e-posta yazışmaları ve teşekkür mesajı da yer aldı.
Avrupa’da istifa dalgası: Slovak danışman görevini bıraktı
Slovak basınında yer alan haberlere göre, yeni belgelerde Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun dışişleri ve ulusal güvenlik danışmanı Miroslav Lajčák’ın da adı geçti. Yazışmalarda “kadınlar ve jeopolitik” gibi başlıkların konuşulduğu iddiaları gündeme gelirken Lajčák, iddiaları reddetti ve kadınların sohbetin parçası olmadığını savundu. Muhalefetin istifa çağrıları sonrası Lajčák istifa mektubunu sundu; Fico istifayı kabul etti ve bunun ülkenin diplomasi kapasitesi açısından kayıp olduğunu söyledi.
Siyasette yeni başlıklar: Modi, Macron ve Trump
Belgelerde Narendra Modi’nin adının geçtiği iddiası da uluslararası yankı uyandırdı. Hindistan’da NDTV’nin aktardığına göre, hükümet, dosyadaki ifadeleri “hüküm giymiş bir suçlunun değersiz düşünceleri” olarak nitelendirdi ve tepki gösterdi.
Fransa cephesinde, belgelerde Emmanuel Macron’un adının farklı tarihlerde geçtiği; Epstein’in Macron’un çeşitli konularda kendisinden yardım istediğini iddia ettiği aktarıldı. Bu tartışmanın Norveç ayağında ise Epstein’in 2018’de Dünya Ekonomik Forumu CEO’su Børge Brende’ye gönderdiği bir e-postada Macron’dan alıntı yaptığı ifade edildi. Fransa’da Vatanseverler Partisi lideri Florian Philippot, Macron’un Epstein ile doğrudan veya dolaylı iş ilişkileri iddiasına tepki göstererek soruşturma çağrısında bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump ise açıklanan belgelerin kendisini suçlamadığını, aksine akladığını savundu; belgelerde gazeteci Michael Wolff’un Epstein ile kendisine zarar vermek amacıyla hareket ettiğinin görüldüğünü öne sürdü ve gerekirse hukuki adım mesajı verdi.
İngiltere’de siyasi sonuç: Mandelson istifa etti, “ödeme” iddiası gündemde
Belgelerde, Epstein’ın 2003 ve 2004’te eski bakan ve büyükelçi Peter Mandelson’a üç işlemle toplam 75 bin dolar ödeme yaptığına dair kayıtlar bulunduğu iddia edildi. Mandelson, Epstein’ı tanımış olmaktan ve 2008 mahkûmiyetinden sonra ilişkiyi sürdürmüş olmaktan pişmanlığını dile getirirken, bu başlıkların yeniden gündeme gelmesi üzerine İşçi Partisi üyeliğinden istifa etti ve mağdurlardan özür diledi.
Öte yandan, Başbakan Keir Starmer’ın Mandelson’ı 11 Eylül 2025’te görevden aldığı bilgisi de dosyayla bağlantılı tartışmaların İngiliz siyasetindeki ağırlığını artırdı.
Metinde ayrıca diplomasi kariyeri 1997’de başlayan ve Kenya ile Pakistan’da görev yapan, 2025’te İngiltere’nin BM Daimi Temsilciliği’ne atanıp göreve başlamadığı belirtilen Christian Turner hakkında da ayrıntılar yer aldı.
Belgelerde dikkat çeken diğer başlıklar: Siegal, Ratner, Barak ve jeopolitik notlar
Yeni dosyalarda öne çıkan örneklerden biri, tanıtımcı Peggy Siegal’ın Epstein’e gönderdiği e-postada kullandığı ifadeler oldu. E-postada Nairobi seyahatine değinilirken “bir ya da iki küçük bebek getirebilirim” gibi ifadelerin yer aldığı aktarıldı.
Belgelerde, ABD Başkanı Trump’ın eşi Melania Trump hakkında çekilen belgeselin yönetmeni Brett Ratner’ın Epstein ile birlikte görüntülendiği fotoğrafların da bulunduğu; Ratner’ın Epstein ve kimliği gizli iki kadınla bir koltukta sarılarak oturduğu kaydedildi. Siegal ve Ratner’dan konuya ilişkin açıklama gelmediği ifade edildi.
Ayrıca, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın 2016’da Trump’ın İsrail basınına röportaj vermesini sağlamak için Epstein’den yardım istediği iddia edilen bir e-postası da belgelerde yer aldı.
Jeopolitik içeriklerde ise 11 Ocak 2012 tarihli bir belgede, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yerine kimin geçebileceğinin tartışıldığı; dönemin Duma üyesi Ilya Ponomarev hakkında ifadeler bulunduğu aktarıldı. Belgelerde ayrıca Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy’nin adının geçtiği bir e-posta içeriği olduğu da belirtildi.
Clinton başlığı: Uçuşlar ve Maxwell yazışmaları iddiası
Belgelerle birlikte Bill Clinton cephesine ilişkin ayrıntılar da yeniden gündeme geldi. CNN analizine dayandırılan iddialarda, Clinton’ın ekibinin Ghislaine Maxwell ile e-posta yazışmaları yaptığı ve uçuş kayıtlarında Clinton’ın Epstein’in özel jetiyle en az 16 kez seyahat ettiği bilgisi yer aldı. Yazışmaların bir kısmının seyahat ve yemek düzenlemeleri ile son dakika davetlerine ilişkin olduğu, bazı mesajlarda müstehcen ifadeler bulunduğu ileri sürüldü. Bununla birlikte belgelerde Maxwell’in Clinton’a doğrudan e-posta gönderdiğine ya da Clinton’ın Maxwell’e yazdığına dair kanıt olmadığı da not edildi.
Clinton’ın sözcüsü Angel Ureña, e-postaların hiçbirini Clinton’ın göndermediğini belirterek, Clinton’ın hayatında yalnızca iki kez e-posta gönderdiğini ve bunun başkanlık döneminde olduğunu söyledi; e-postalardan birinin uzaydayken astronot ve senatör John Glenn’e gönderildiğini açıkladı.
Dosya kapanmıyor
ABD Federal Soruşturma Bürosu Federal Bureau of Investigation ile Adalet Bakanlığı’nın, Epstein’in “müşteri listesi” tuttuğuna dair kanıt bulunmadığı ve ölümün intihar olduğu yönünde değerlendirmeleri daha önce kamuoyuna yansımıştı. Buna rağmen yeni belgeler; eksik yayımlama tartışmaları, mağdur tepkileri ve uluslararası ölçekteki bağlantılar nedeniyle Epstein dosyasının kapanmak bir yana, daha geniş bir siyasi ve kurumsal hesaplaşma alanına dönüştüğünü gösteriyor.








