ABD Adalet Bakanlığı’nın Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında yayımladığı 3 milyondan fazla yeni belge, Norveç kraliyet ailesini de ilgilendiren ciddi bir güvenlik tartışmasını beraberinde getirdi. Belgelerde, Veliaht Prenses Mette-Marit’e ait özel e-posta adresi ve eski cep telefonu numarasının sansürlenmeden yer aldığı ortaya çıktı.
Uzmanlara göre bu durum, gerçek ve acil bir güvenlik riski anlamına geliyor.
Epstein belgelerinde açık şekilde yer aldı
Yayımlanan dosyaların büyük bölümü, Jeffrey Epstein ile temas hâlindeki kişiler arasındaki e-posta yazışmalarından oluşuyor. Bu belgelerin bazılarında Veliaht Prenses’in özel e-posta adresi açık biçimde görülürken, diğer pek çok belgede bilgilerin karartıldığı dikkat çekiyor.
E-posta adresi, Epstein’in Florida’daki Palm Beach malikanesine yapılan ve saray tarafından doğrulanan ziyaret öncesindeki yazışmalarda da yer alıyor. Ayrıca NRK, söz konusu e-posta adresinin internet forumlarında da paylaşıldığını tespit etti.
14 yaşındaki çocuğun telefonu çalmaya başladı
Belgelerde yer alan cep telefonu numarasının ise bugün Stavanger’da yaşayan 14 yaşındaki bir çocuğa ait olduğu ortaya çıktı. Ailenin verdiği bilgiye göre, numara Epstein belgelerinin yayımlanmasının ardından hafta sonu boyunca aramalarla dolup taştı. Aile, numarayı değiştirme sürecine başladı.
Uzmanlar, böylesine tanınmış bir kişiye ait eski numaranın yeniden dolaşıma sokulmasını başlı başına bir güvenlik açığı olarak değerlendiriyor.
“Hack’ler ve dolandırıcılık için açık hedef”

Oslo Üniversitesi’nde siber güvenlik profesörü Audun Jøsang, sızdırılan e-posta bilgilerinin doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu vurguluyor:
“E-posta adresinin bu şekilde kamuya açık hâle gelmesi, hesabı kötü niyetli aktörler için cazip bir hedef yapar. Parolanın gücü belirleyici olsa da risk son derece yüksektir.”
IT uzmanı Torgeir Waterhouse ise e-posta adresinin spam listelerine girebileceğini ve kimlik avı (phishing) saldırılarında kullanılabileceğini söylüyor. Bir diğer uzman Lothar Frisch, bu adres üzerinden sahte gönderici hesapları oluşturularak dolandırıcılık girişimleri yapılmasının çok muhtemel olduğuna dikkat çekiyor.
“Saray hızlı hareket etmeli”
Uzmanların ortak görüşü, Norveç Kraliyet Sarayı’nın vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiği yönünde. E-posta hesabının tamamen kapatılması ve kamuoyuna artık kullanılmadığının açıkça duyurulması, riskleri azaltmanın en etkili yolu olarak gösteriliyor.
Saray, Dagbladet’e yaptığı kısa açıklamada güvenlik gerekçesiyle kullanılan sistemler hakkında detay vermeyeceklerini, telefon numarasının ise artık aktif olmadığını belirtti. Ancak e-posta adresinin hâlen kullanılıp kullanılmadığına dair sorular yanıtsız kaldı.
“Bu numara kalıcı olarak kilitlenmeliydi”
Siber güvenlik eğitmeni Mass Soldal Lund, telekom şirketlerinin, böylesine yüksek profilli kişiler tarafından kullanılan numaraları kalıcı olarak devre dışı bırakması gerektiğini savunuyor:
“İnsanlar mesaj attıklarını Veliaht Prenses’e gönderdiklerini sanıp, bunların bir çocuğa gitmesi bile başlı başına bir güvenlik tehdididir.”
Epstein belgelerinin ardından yaşanan bu sızıntı, dijital güvenliğin kraliyet düzeyinde dahi ne kadar kırılgan olabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi.








