Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyanın en mutlu ülkesi olarak gösterilen Finlandiya, derinleşen ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Hükümetin uzun süredir ülke ekonomisinin kötü gidişatına dair yaptığı uyarılar, kamuoyunda kalıcı bir karamsarlık yarattı. Bu durum, Finlilerin harcamak yerine tasarrufa yönelmesine neden olurken, ekonomik durgunluğu daha da besliyor.
Resmî veriler, Finlandiya ekonomisinin ciddi bir baskı altında olduğunu ortaya koyuyor. Devlet borcu, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 90’ına yaklaşmış durumda. Bu oran, diğer İskandinav ülkeleriyle kıyaslandığında neredeyse iki katı seviyesinde.
Çocuk yoksulluğu hızla artıyor
Finlandiya Sosyal ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkede çocuk yoksulluğu son iki yılda dikkat çekici biçimde arttı. 2023’te yüzde 12 olan oran, 2025 itibarıyla yüzde 15’in üzerine çıktı. Uzmanlara göre bu artış, sosyal yardımlardaki kesintilerle doğrudan bağlantılı.
Toplum ekonomisti Sixten Korkman, Finlandiya’nın ekonomik sıkıntılarının ardında birçok neden olduğunu söylüyor. Eski sanayi kollarına bağımlılık, euronun ekonomik dalgalanmalara karşı esnekliği azaltması, Nokia’nın çöküşü ve Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı bu nedenler arasında yer alıyor. Ancak Korkman’a göre en temel sorun, Finlandiya’nın sağlıksız nüfus yapısı.
Finlandiya, İtalya ve Japonya ile birlikte dünyanın en yaşlı nüfusuna sahip ülkeleri arasında bulunuyor. Bu durum, iş gücü piyasası ve kamu maliyesi üzerinde uzun vadeli baskı yaratıyor.
“Göç İsveç’e ekonomik fayda sağladı”
Korkman, İsveç’te göç tartışmalarına da dikkat çekerek, İsveç ekonomisinin göçten fayda sağladığını savundu. “İsveç’te göç genellikle sadece suçla anılıyor. Oysa bence İsveç ekonomisi ve toplumu göçten ciddi biçimde yararlandı,” dedi.
Sosyal kesintiler eleştirilerin odağında
Mevcut hükümet, seçim döneminde ekonomiyi toparlama vaadiyle iktidara gelmişti. Ancak artan borçlanma nedeniyle sosyal yardımlarda kesintiye gidildi. Uzmanlara göre bu tercihler, çocuk yoksulluğundaki artışı hızlandırdı.
Korkman, bu durumu “ahlaki olarak utanç verici ve ekonomik açıdan da akılsızca” olarak nitelendiriyor. Yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarılabildiğine dikkat çeken ekonomist, Finlandiya’nın iş gücü piyasasına giremeyen ve sürekli yardımlarla yaşayan bir nesil riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Halk harcamaktan kaçınıyor
Finlandiya, İsveç’ten yaklaşık altı ay sonra sandık başına gitmeye hazırlanırken, hükümet yetkilileri son dönemde halkın yetersiz tüketiminden şikâyet ediyor. Ancak birçok Finli, ekonomik belirsizlik nedeniyle parasını bankada tutmayı tercih ediyor.
Eija ve Tapio Turunen çifti, konut fiyatlarındaki düşüş nedeniyle on binlerce euro zarar ettiklerini belirtiyor. Bu nedenle yeniden ev sahibi olmanın mantıklı olup olmadığını sorguluyorlar.
“Şu an insanların para harcamaya cesaret edememesine hiç şaşırmıyorum,” diyen Eija Turunen, ülkedeki genel ruh hâlini özetliyor.








