SAĞLIK

Koronavirüse karşı 5 altın kural!

Yeni tip korona virüsün neden olduğu Covid-19 pandemisi son günlerde ülkemizde ve dünyada yeniden atağa geçiyor. İsveç'te her ne kadar maske zorunluğu bulunmasa da, dünyanın birçok ülkesinde maske artık normal hayattın içinde önemli bir yer aldı. Enfeksiyonun yayılmasını önlemede temizlik kurallarına uymak kadar, fiziksel mesafenin korunması ve maske kullanımına özen gösterilmesi hayati önem gösteriyor. Ancak bunaltıcı sıcaklar nedeniyle, maske kullanımı ve sosyal mesafeye uyum konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Prof. Dr. Mustafa Asım Şafak, koronavirüsten korunmak için önerilerde bulundu.

1- Kapalı ortamlarda maskesiz olmayın! Koronavirüs hasta bireylerden gelen damlacık enfeksiyonu ile çevreye yayılmaktadır. Özellikle öksürme ve hapşırma esnasında risk artmaktadır. Konuşma sırasında da etrafa mikro zerrecikler halinde salgılar yayılabilir. Bu mikro zerreciklerin yoğunluğu zamanla azalsa da, önemli bir süre havada asılı olarak kalabilmektedir. Enfekte olmuş havanın sağlıklı bireyler tarafından solunmasıyla virüsün burun ve ağız yoluyla kişilere ulaşması kolaylaşmaktadır. Bu risk özellikle kapalı mekanlarda çok daha yüksektir. Açık alanda havaya yayılan zerrecikler küçük esintilerin yardımıyla hızla dağılabilecek iken, kapalı mekanlarda saatlerce havada asılı kalabilir. Bu nedenle maskenin önemi kapalı ortamlarda daha çok ortaya çıkmaktadır.

2- Fiziksel mesafe olmazsa olmaz... Kapalı ortamlarda hasta kişiler aksırıp öksürdüklerinde enfeksiyonu 3-5 metre uzağa yayabilmektedir. Mesafe uzadıkça havadaki virüs yoğunluğu azalır. Bu açıdan fiziksel mesafenin de önemi ortaya çıkmaktadır. Pek çok insan hastalığı kendisinde hiç bir belirti görülmeden başkalarına geçirebilmektedir. Hatta daha önemlisi henüz belirtilerin ortaya çıkmadığı ilk günlerde hasta kişilerden virüsün etrafa saçıldığı gösterilmiştir. Bu nedenle kişilerin o an Covid-19 virüsü taşıyıp taşımadığından emin olmak mümkün olmamaktadır.

3- Maske ağzınızı ve burnunuzu kapatmalı Hastalığın havadan damlacık enfeksiyonu yoluyla bulaşması ne kadar kolay olsa da, bundan korunmak da o kadar pratiktir. Maske kullanımı özellikle hasta kişilerdeki salgıların etrafa yayılmasını önlemek için çok önemlidir. Hangi tip maske olursa olsun usulüne uygun, ağız ve burnun kapatıldığı şekilde kullanılmalıdır. Bu sayede maske takan bir kişi; başkalarının aksırma, öksürme ve konuşması sırasında etrafa mikro zerrecikler halinde yayılan salgılardan büyük oranda korunabilir. Etrafta kimsenin olmadığı açık hava bir ortamda pratik olarak maske takılmayabilir. Ancak kapalı ortamlarda, özellikle fiziksel mesafenin kontrol edilmesinin güç olduğu kalabalık yerlerde herkesin maske kullanması hayati derecede önemlidir.

4- Maskenizdeki hava geçirgenliğini test edin Piyasadaki maskelerin bir bölümü el yapımı, değişik kumaşlardan üretilmiş, yıkanabilir, tekrar tekrar kullanılabilen maskelerdir. Maskede hava geçirgenliği ne kadar düşükse, koruyuculuğu o kadar yüksektir. Maske takılıyken üflendiğinde, maskenin önüne tutulan bir mumun ya da çakmağın alevi sönüyorsa genel olarak koruyuculuğu çok azdır. Yani iyi bir maskenin içinde geçebilen hava miktarı oldukça azaltılmış olmalıdır. Takılan maske muhtemel hasta olan kişideki mikro salgıların ortama yayılmasını kontrol etmek içindir. Yani maske takan kişi çevresindeki kişileri de korumuş olur.

5- Hasta olanlar ve yakınları için özel maske kullanılmalı Maskelerin de çeşitleri bulunmaktadır.Sıklıkla üç katlı cerrahi maskeler kullanılmaktadır, profesyonel ekiplerin takması gereken maskeler de farklılık göstermektedir. Sağlık kuruluşlarında hasta olma ihtimali çok yüksek olan kişilerin veya Covid-19 tanısı konulmuş bireylerin tedavisiyle ilgilenen sağlık personelinin ve hasta yakınlarının kullanması gereken özel amaçlı maskeler de vardır. Bu tip maskelerin koruma oranları filtre geçirgenliğine göre değişir. Genel olarak N95 olarak adlandırılan bu tip maskeler, koronavirüs için %80-90 koruma sağlayan FFP1 maskeler, %90-95 koruma sağlayan FFP2 maskeler ve %97-99 koruma sağlayan FFP3 maskeler olarak gruplanır.