Baltık Denizi’nde su seviyesi son 50 yılın en düşük düzeylerine geriledi. Hafta sonu yapılan ölçümlerde bazı noktalarda rekor seviyede düşüş kaydedilirken, uzun süredir etkili olan güçlü bir yüksek basınç sistemi nedeniyle yaklaşık 275 kilometreküp (275 bin milyar litre) suyun Baltık Denizi’nden dışarı itildiği açıklandı.
SMHI’den nöbetçi oşinograf Sofie Schöld, söz konusu miktarın büyüklüğüne dikkat çekerek, “Bu, neredeyse tamamı suyla dolu Vänern’den bile daha fazla bir hacim,” dedi.
50 yılın en düşük seviyeleri ölçüldü
Haftalardır süren yüksek basınç etkisiyle Baltık Denizi genelinde su seviyesi olağan dışı biçimde düştü. En az iki ölçüm istasyonunda tarihin en düşük değerleri kaydedildi. Stockholm’de deniz seviyesi hafta sonu normalin 69,3 santimetre altına inerek 1972’den bu yana görülen en düşük seviyeye ulaştı. Forsmark Nükleer Santrali yakınlarında ise seviye normalin 78,5 santimetre altına düşerek ölçümlerin başladığı 1972’den bu yana en düşük değer olarak kayda geçti.
Schöld, “Aslında Baltık Denizi’nin neredeyse tamamında su seviyesi çok düşük,” değerlendirmesinde bulundu.
Küçük feribotlar zorlandı
SMHI, deniz taşımacılığı için henüz resmi bir uyarı yayımlamadı. Ancak bazı bölgelerde, özellikle Fårö Adası çevresinde ve Härnösand açıklarında küçük feribotların tam kapasite yükleme yapmakta zorlandığı bildirildi. Kıyıya yakın ve sığ bölgelerde yaşayanlar için geri çekilen suyun oldukça çarpıcı görüntüler oluşturduğu ifade ediliyor. Stockholm’de düşük su seviyesi nedeniyle daha önce su altında kalan bir gemi enkazı da ortaya çıktı.
Devasa su çıkışı ve olası çevresel etki
Yüksek basıncın, Batı Denizi’ndeki düşük su seviyeleriyle birleşmesi sonucu, Baltık Denizi’nden Öresund ve Beltler üzerinden çok büyük miktarda su çıkışı yaşandı. SMHI hesaplamalarına göre bu çıkış toplamda 275 kilometreküpe ulaştı.
Uzmanlara göre mevcut su açığı, uygun hava koşulları oluşursa deniz ekosistemi için olumlu sonuçlar doğurabilir. Schöld, Atlantik’ten Baltık Denizi’ne soğuk ve oksijen açısından zengin tuzlu su girişinin, oksijensiz dip bölgeler için hayati önemde olduğunu belirtti. “Kuzey Denizi üzerinden kuvvetli kuzeybatı rüzgârlarıyla gelecek bir alçak basınç sistemi, Baltık Denizi’ne oksijenli suyu itebilir. Bu, deniz yaşamı için son derece olumlu olur,” dedi.








