Riksbank’ın faiz indirimi bekleniyor, ancak İsveç ekonomisinin yalnızca düşük faizle ayakta kalması sürdürülemez görülüyor.
Riksbank’tan Faiz İndirimi Bekleniyor
İsveç Merkez Bankası (Riksbank), 26 Haziran Çarşamba günü faiz kararını açıklayacak. Piyasalar, politika faizinin yüzde 2,25’ten yüzde 2 seviyesine düşürülmesini bekliyor. Orta Doğu’da yaşanan çatışmaların piyasalarda etkisi sınırlı kalırken, bu gelişmelerin Riksbank’ın kararını etkilemesi beklenmiyor.
Bankanın yaz sonrası bir indirim daha sinyali vermesi olası görülüyor.
Ekonomik Canlanma Umudu
İsveç ekonomisi uzun süredir durgunlukla mücadele ediyor. Enflasyonun kontrol altına alınmış olması, faiz indirimi için gerekçe olarak öne çıkarken, ekonomideki zayıf seyir de para politikasında gevşeme beklentilerini güçlendiriyor.
Özellikle 2022’den itibaren yaşanan ekonomik sıkıntıların ardından hanehalkı ve şirketler borçlanmalarını azaltma yoluna gitti. SEB’nin yayımladığı verilere göre, hanehalkı toplam borcu 5.366 milyar krona ulaştı. Bu rakam, 2021 sonuna göre yalnızca yüzde 6,5’lik bir artışı yansıtıyor.
Özel Borçlarda Azalma
Borçlanma oranı, gelir ve gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH) ile kıyaslandığında, son dönemde düşüş eğiliminde. 2022 başında yüzde 200’ün üzerinde olan hanehalkı borç/gelir oranı, bugün yüzde 177’ye kadar geriledi. Bu oran hâlâ yüksek olmakla birlikte düşüş dikkat çekiyor.
Şirket borçlanmaları da yavaşladı ve borç/GSYİH oranında düşüş gözlendi. Kamu borcu açısından İsveç, dünya genelinde en düşük oranlara sahip ülkeler arasında yer alıyor. Buna karşın, özel sektör borçluluğu halen oldukça yüksek.
Düşük Faiz Döneminin Etkileri
Uzmanlara göre, 2014-2022 yılları arasında sıfır veya negatif faiz uygulamalarıyla devam eden para politikası, İsveç’te ekonomik yapıyı bozdu. Bu uzun dönem, düşük faiz oranlarının “normal” kabul edilmesine neden oldu ve 2022’deki faiz artışları daha sert hissedildi.
Siyasi ve Ekonomik Riskler
Yüksek borçlanma oranlarının sürdürülemez olduğunu belirten uzmanlar, İsveç’in yalnızca düşük faizle işleyen bir ekonomi görüntüsünden kurtulması gerektiğine dikkat çekiyor.
Konut kredilerinde faiz indirimi, amortisman kurallarının gevşetilmesi ve borçlanma sınırının yükseltilmesi gibi önerilerin ise uzun vadede yapısal sorunlara çözüm getirmeyeceği vurgulanıyor.
Özellikle genç neslin bu politikalara karşı temkinli yaklaşımı, geçici çözümlerle sorunların çözülemeyeceğine işaret ediyor.
Kalıcı Çözümler İçin Geniş Uzlaşı Şart
İsveç ekonomisinin faiz oranlarına bu denli bağımlı olmaktan kurtulabilmesi için konut piyasası ve borçlanma sistemine dair kapsamlı, partiler üstü bir uzlaşma gerektiği ifade ediliyor. Ancak, yaklaşan genel seçimler göz önünde bulundurulduğunda böyle bir uzlaşmanın kısa vadede mümkün görünmediği belirtiliyor.








