İskandinavyaİsveç Haberleriİsveç Siyasetinde Çifte Standart mı?

İsveç Siyasetinde Çifte Standart mı?

Orhan Karan – Serbest Gazeteci Nisan 2016’da, dönemin Konut Bakanı Mehmet Kaplan (Yeşiller Partisi), Türkiye’deki aşırı sağcı gruplarla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin bulunduğu bir iftar yemeği etkinliğine katıldığı için istifa etmek zorunda kaldı. Bu kişilerin hiçbirinin İsveç’te bir suça karışmamış olmasına ve Kaplan’ın her türlü aşırı görüşe açıkça karşı olduğunu belirtmesine rağmen, bu yemeğe […]

Orhan Karan – Serbest Gazeteci

Nisan 2016’da, dönemin Konut Bakanı Mehmet Kaplan (Yeşiller Partisi), Türkiye’deki aşırı sağcı gruplarla bağlantılı olduğu iddia edilen kişilerin bulunduğu bir iftar yemeği etkinliğine katıldığı için istifa etmek zorunda kaldı. Bu kişilerin hiçbirinin İsveç’te bir suça karışmamış olmasına ve Kaplan’ın her türlü aşırı görüşe açıkça karşı olduğunu belirtmesine rağmen, bu yemeğe katılımı onun görevine devam etmesini imkânsız hale getirdi.

Bugün, neredeyse on yıl sonra, benzer ama çok farklı bir durumla karşı karşıyayız. Göç Bakanı Johan Forssell’in (Moderaterna) oğlunun İsveç’teki aşırı sağcı çevrelerle bağlantılı olduğu ortaya çıktı – bu gruplar, çeşitli olaylarda şiddet ve suçla ilişkilendirilmiş durumda. Buna rağmen, hükümetin tamamı Forssell’in arkasında duruyor. Başbakan Ulf Kristersson, “Kendisine olan güvenim devam ediyor” diyor. Aynı destek, Ebba Busch ve Carl-Oskar Bohlin’den de geliyor.

Tepkilerdeki bu fark oldukça dikkat çekici.

Mehmet Kaplan, tanımadığı ve sabıkası olmayan insanlarla aynı masaya oturduğu için siyasi kariyerini kaybetti. Johan Forssell’in birinci dereceden yakını – oğlu – toplum için tehdit oluşturduğu düşünülen çevrelerle doğrudan ilişki içerisindeyken, konu sadece “sorumlu bir babanın yaşadığı zor bir durum” olarak değerlendiriliyor.

Bu durum bazı soruları beraberinde getiriyor: Bu bir çifte standart değilse nedir? Asıl sorun Kaplan’ın davranışları mıydı, yoksa kökeni mi? Bugün bir bakanın ailesinin yaptıklarından sorumlu tutulması makul bulunmuyorsa, o zaman bir zamanlar yalnızca bir yemekte bulunmak neden istifa sebebiydi?

Şu soruyu sormak gerekir: Eğer Mehmet Kaplan’ın adı Johan Forssell olsaydı, görevine devam edebilir miydi?

İsveç siyaseti şeffaflık ve adalet ilkesini hak eder. Çifte standartlar, yalnızca bireylere değil, aynı zamanda kurumlara ve demokrasiye olan güvene de zarar verir. Bu sadece Kaplan ya da Forssell meselesi değil; nasıl bir toplumda yaşamak istediğimize dair bir sorudur.

Dubbla måttstockar i svensk politik?

I april 2016 tvingades bostadsminister Mehmet Kaplan (MP) avgå efter att han deltagit på en tillställning med iftar-middag där det fanns personer som påstods ha kopplingar till högerextrema grupper i Turkiet. Ingen av dessa personer hade begått något brott i Sverige, och Kaplan själv tog tydligt avstånd från all form av extremism. Ändå ansågs hans närvaro på denna middag vara så pass komprometterande att hans fortsatta tjänstgöring inte längre var möjlig.
Nu, nästan ett decennium senare, befinner vi oss i ett liknande men samtidigt helt annorlunda läge. Migrationsminister Johan Forssell (M) får stå ut med uppmärksamhet efter att det avslöjats att hans son umgåtts i högerextrema kretsar i Sverige – grupper som i flera fall kopplats till kriminalitet och våld. Trots detta står hela regeringen bakom honom. “Jag har fortsatt förtroende”, säger statsminister Ulf Kristersson. Samma linje hörs från både Ebba Busch och Carl-Oskar Bohlin.
Skillnaden i bemötande är slående.
När Mehmet Kaplan deltog i en middag med människor han inte ens kände väl, och som inte var brottsdömda, räckte det för att hela hans politiska karriär skulle avslutas. När Johan Forssells nära anhörig – hans son – aktivt umgås i miljöer som uppfattas som ett reellt hot mot det svenska samhället, blir reaktionen i stället: “Han har agerat som en ansvarstagande pappa.”
Det här väcker frågor. Är det ett uttryck för dubbelmoral? Var det verkligen Kaplans handlingar som var problemet – eller var det hans bakgrund? Och varför anses det nu vara orimligt att en minister hålls ansvarig för sin familjs agerande, när det tidigare var tillräckligt att någon han delade måltid med hade dåligt rykte?
Vi måste våga ställa oss frågan: Om Mehmet Kaplan hade hetat Johan Forssell – hade han fått stanna kvar?
Svensk politik förtjänar transparens och rättvisa. Dubbla måttstockar undergräver både förtroendet för våra institutioner och samhällets gemensamma värdegrund. Det handlar inte bara om Kaplan eller Forssell – det handlar om vilket samhälle vi vill ha.
orhan Karan

ÇOK OKUNANLAR

Stockholm merkezinde bir kişi arabanın çarpması sonucu yaralandı

Stockholm merkezinde bir kişi araç çarpması sonucu yaralandı. Polis ve ambulans ekipleri olay yerine sevk edildi.

İsveç’ten Finlandiya’ya yardım eli: Fin vatandaşları İsveç uçağıyla Avrupa’ya ulaştı

Orta Doğu’dan tahliye edilen bazı Fin vatandaşları İsveç’in düzenlediği uçuşla Stockholm’e ulaştı. Finlandiya da Muskat’tan tahliye uçuşu planlıyor.

Försäkringskassan polisi önerisi İsveç’te tartışma yarattı

İsveç’te Försäkringskassan’a yeni soruşturma yetkileri verilmesi önerisi tartışma yarattı. Hükümet dolandırıcılıkla mücadeleyi güçlendirmeyi hedefliyor.

Bris, İsveç’te çocuklara yönelik aile içi şiddet raporunu yayınladı

İsveç’te Bris raporu aile içi şiddete maruz kalan çocukların yaşadıklarını ortaya koydu. 2025’te 63 bin çocuk yardım için kuruluşa başvurdu.

İsrail, İsveçli şarkıcıyı hedef tahtasına koydu

Melodifestivalen kazananı Felicia Eriksson’un İsrail açıklaması tartışma yarattı. İsrail’in yayıncısı KAN, Eurovision için şikâyet hazırlığında.