İsveç’te bir annenin anlattıkları, futbol tribünlerinde giderek artan şiddet eğilimini yeniden gündeme taşıdı. 14 yaşındaki oğlunun önce futbol sevgisiyle tribünlere adım attığını, ancak zamanla organize kavga ve suç ortamının içine sürüklendiğini belirten anne, gerçeği oğlunun tutuklanmasıyla öğrendiğini söyledi.
Anne, yaşadıklarını kamu yayıncısı SVT’nin araştırmacı gazetecilik programı Uppdrag granskning kapsamında paylaştı.
“Balaklava bulunca şüphelendim”
Anneye göre süreç, oğlunun ortaokula başlamasıyla hız kazandı. Yeni edindiği bir arkadaşının ve onun babasının, şehirdeki bir futbol takımının taraftar grubunda yer almasıyla genç çocuk da tribün kültürüne katıldı. Başlangıçta bu ortamın dayanışma ve aidiyet duygusu sunduğunu düşünen anne, zamanla durumun farklı bir boyuta evrildiğini fark etti.
Oğlunun montunda balaklava bulduğunu söyleyen anne, “O zaman bunun sadece tezahürat yapmak ya da koreografi hazırlamak olmadığını anladım. Bu çok daha farklı bir şeydi” ifadelerini kullandı.
Şiddet yaşı düşüyor
Programda yer verilen bilgilere göre futbol kaynaklı şiddet olaylarında yaş ortalaması düşüyor. Bazı dava dosyalarında, şiddet yanlısı taraftar gruplarının 14-15 yaşındaki çocukları dövüş sporları kulüpleri aracılığıyla ya da tribünler üzerinden kavgalara dahil ettiği belirtiliyor. Bu durumun bilinçli bir strateji olduğu da öne sürülüyor.
Ultras olarak bilinen taraftar grupları; pankart hazırlama, meşale yakma ve maç öncesi görsel şovlar (tifo) düzenleme gibi faaliyetlerle tanınıyor. Temelinde doğrudan bir şiddet ideolojisi bulunmasa da, son yıllarda bazı grupların şiddet kapasitesinin arttığı ifade ediliyor.
İsveç’te görev yapan taraftar polisi Pär Lundh, ultras gruplarında yer alan gençlerin gönüllü ya da gönülsüz biçimde şiddet olaylarına karışma riski taşıdığını belirtti. Lundh, bu grupların yaklaşık üçte birinin şiddet eğilimi gösterdiğini tahmin ettiklerini söyledi.
“Bu bir radikalleşme süreci gibi”
Anne, oğlunun zamanla bu çevreden uzaklaştığını ve bugün düzenli bir yaşam sürdüğünü ifade etti. Ancak polis, şiddet ortamında kalmaya devam eden gençlerin daha ağır suç yapılarıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Yaşananları “küçük adımlarla ilerleyen bir süreç” olarak tanımlayan anne, “Buna radikalleşme mi yoksa çete zihniyeti mi denir bilmiyorum. Çoğu şeyi ancak geriye dönüp baktığınızda fark ediyorsunuz” dedi.








