ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırıların ardından çatışmalar dördüncü gününe girerken, bölgedeki gerilim küresel ölçekte endişe yaratıyor. Karşılıklı saldırılar sürerken en çok merak edilen soruların başında “Savaş Türkiye’ye sıçrar mı?”, “Rusya ve Çin devreye girer mi?” ve “Bu gelişmeler 3. Dünya Savaşı’nın habercisi mi?” geliyor.
İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Yeliz Albayrak, olası senaryoları değerlendirdi.
Türkiye savaşa dahil olur mu?
Ankara, çatışmanın başladığı günden bu yana diplomasi vurgusunu sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temaslarını yoğunlaştırırken, Türkiye’nin çatışmanın tarafı olmadığı sık sık dile getiriliyor.
Albayrak’a göre Türkiye’de ABD’ye ait bir üs değil, NATO’ya ait üs bulunuyor ve NATO kapsamındaki askeri planlamalar Türkiye’nin güvenliğini de içeriyor. Türkiye’nin İran’a yönelik saldırılarda hava sahasını kullandırmadığını hatırlatan Albayrak, İran’ın da açıklamalarında doğrudan ülkelere değil, ABD üslerine karşılık verdiğini vurguladı.
Bununla birlikte sınır güvenliği, ekonomik etkiler ve bölgedeki Türk vatandaşlarının durumu nedeniyle Ankara’nın alarm durumunda olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre çatışmanın dolaylı etkileri – enerji fiyatları, göç dalgası ya da terör tehdidi gibi – Türkiye açısından daha olası riskler arasında.
3. Dünya Savaşı ihtimali var mı?
Albayrak, mevcut krizin kontrol dışına çıkma ihtimaline dikkat çekerek, çatışmanın başka aktörlerin katılımıyla genişleyebileceğini belirtti. Özellikle Hizbullah’ın ve Yemen’deki Husiler’in sürece dahil olmasının gerilimi tırmandırdığına işaret etti.
“Belki yıllar sonra bu sürecin 3. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olduğu söylenecek” değerlendirmesinde bulunan Albayrak, ancak şu aşamada çatışmanın iki ana aktör etrafında şekillendiğini ve henüz küresel ölçekte doğrudan bir bloklaşma oluşmadığını ifade etti.
Uzmanlara göre savaşın küreselleşmesi, Avrupa ülkelerinin ya da bölge dışı büyük güçlerin doğrudan askeri müdahalesine bağlı olacak.
Rusya ve Çin devreye girer mi?
Rusya ve Çin’in İran’a açık askeri destek verip vermeyeceği de en çok tartışılan başlıklardan biri.
Albayrak’a göre büyük güçler, doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınarak daha çok stratejik ve ekonomik çıkarlarını gözeten bir tutum sergiliyor. Küresel aktörlerin sahada doğrudan çatışmak yerine dolaylı destek ya da teknoloji paylaşımı gibi yöntemlere başvurabileceği ifade ediliyor.
Enerji fiyatlarının yükselmesi, Hürmüz Boğazı’ndaki riskler ve Çin’in Kuşak-Yol Projesi üzerindeki olası etkiler, büyük güçlerin hesaplarını karmaşık hale getiriyor.
Kontrol dışına çıkma riski
Uzmanlara göre çatışmanın seyri, İran’ın misilleme kapasitesi, İsrail’in askeri hamleleri ve ABD’nin müdahale düzeyiyle doğrudan bağlantılı. Diplomatik kanalların zayıflaması ve bölgesel aktörlerin savaşa dahil olması halinde krizin çok daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği belirtiliyor.
Şu aşamada tarafların geri adım atma sinyali vermemesi, belirsizliği artırıyor. Ancak sürecin küresel bir savaşa evrilip evrilmeyeceği, önümüzdeki günlerde atılacak askeri ve diplomatik adımlara bağlı olacak.








