Norveç’te anoreksiyle mücadele eden gençlerin yaşadıkları, sağlık sistemindeki yapısal sorunları bir kez daha gündeme taşıdı. Linn adlı genç kadın, hayatta kalmak istediğini söylüyor ancak anoreksiyle verdiği mücadeleyi kaybetmekten korkuyor. Tedavi gördüğü ve yemek yiyebildiği tek yerden ayrılmak zorunda kalması ise endişelerini daha da artırıyor.
Hastanede hayata tutundu, evde yeniden çöküyor
Linn, Haukeland Universitetssjukehus’ta, Yeme Bozuklukları Bölgesel Servisi’nde (RAS) aylar süren tedaviyle hayati tehlikeyi atlattı. Aşırı kilo kaybı nedeniyle organları işlevini yitirme noktasına gelen Linn, doktorlar ve uzmanlar eşliğinde gram gram normal beslenmeye döndü. Fiziksel durumu toparlandı, ancak zihnindeki hastalık hâlâ sürüyor.
Tedavi süresi dolduğu için servisten ayrılmak zorunda kalan Linn, “Eve döndüğümde ne olacak? Daha önce defalarca denedim ve her seferinde çöktüm” diyerek korkularını dile getiriyor. Daha önce taburcu edildiği her dönemde tekrar açlığa sürüklendiğini, defalarca ambulansla hastaneye kaldırıldığını anlatıyor.
Aileler çaresiz: “Yavaş çekimde bir intihar gibi”
Linn’in ailesi, kızlarının yaşadıklarını “yavaş çekimde bir intihar” olarak tanımlıyor. Anne ve babası, sağlık sisteminin anoreksi gibi ağır yeme bozukluklarını kalıcı biçimde tedavi etmekte yetersiz kaldığını savunuyor. Onlara göre tedavi, yalnızca kilo alımı kritik eşikten çıktığında sonlandırılıyor; ancak hastalığın asıl kaynağı olan psikolojik boyut tamamlanmadan destek kesiliyor.

Yetersiz kapasite, ağır kararlar
RAS’ta yalnızca sekiz yatak bulunuyor ve bu yataklar geniş bir bölgeye hizmet veriyor. Onlarca ağır hastanın bekleme listesinde olduğu belirtiliyor. Servisin başhekimlerinden Svetlana Raknes, kimin kalıp kimin taburcu edileceğine karar vermenin son derece zor olduğunu söylüyor. Raknes’e göre sistem, anoreksi hastalarını tamamen iyileştirecek şekilde yapılandırılmış değil.
“Döner kapı hastaları” sorunu
Yeme bozukluklarıyla çalışan Rådgivning om Spiseforstyrrelser (ROS), bu hastaları “döner kapı hastaları” olarak tanımlıyor: Hastanede toparlanıp eve gönderilen, ardından tekrar kötüleşen ve yeniden yatırılan kişiler. Kuruma göre sağlık sistemi belirtileri geçici olarak bastırıyor, ancak hastalığı kökten ele alamıyor.
Anoreksi nedir?
Uzmanlara göre anoreksi, kişinin beden algısının bozulduğu, yemek ve kilo üzerinde yoğun kontrol kurmaya çalıştığı ciddi bir ruhsal hastalık. NHI.no verilerine göre anoreksi hastalarının yaklaşık yarısı tamamen iyileşirken, yüzde 20’sinde hastalık kronikleşiyor ve ölüm riski artıyor.
“Yemek düşman oldu”
Linn için her şey, çocukluk döneminde yaşadığı dışlanma ve bedenine yönelik bir yorumla başladı. Zamanla katı diyetler ve aşırı spor, kontrol duygusu sağladı. Ancak bu kontrol, yerini korkuya bıraktı. Bugün Linn, kaçırdığı gençliğine bakıp “Neden ben bunu başaramıyorum?” diye soruyor.
Uzmanlar ve aileler, anoreksi tedavisinde daha uzun soluklu, bütüncül ve koordineli bir yaklaşım gerektiği konusunda hemfikir. Aksi halde Linn ve onun gibi birçok genç için eve dönüş, iyileşme değil yeni bir çöküş anlamına geliyor.








