ABD’de kamuoyuna açıklanan Jeffrey Epstein dosyaları, kraliyet aileleriyle ilgili yeni iddiaları gündeme getirdi. Belgelerde, İsveç Prensesi Sofia’nın kraliyet ailesine katılmadan önce Epstein ile sosyal temaslarda bulunduğu ve 2012 yılında New York’ta özel bir film gösterimine davet edildiği öne sürüldü. İsveç Kraliyet Sarayı ise iddiaları yalanladı.
Dosyalarda yer alan iddialar
ABD’de yayımlanan belgelerde, Prenses Sofia’nın 2000’li yılların ortalarında Epstein ile New York’taki çeşitli sosyal etkinliklerde bir araya geldiği iddia edildi. İsveç basınına yansıyan bilgilere göre, söz konusu temasların finansçı Barbro Ehnbom aracılığıyla gerçekleştiği ve Epstein’in Sofia’yı Karayipler’deki özel adasına davet etmeyi planladığına dair e-posta kayıtlarının dosyalarda yer aldığı öne sürüldü.
Belgelerde ayrıca, Epstein’in 2012 yılında New York’ta düzenlenen özel bir film gösterimine Prenses Sofia’yı davet ettiği iddiası da bulunuyor.
Kraliyet sarayından net açıklama
İddiaların ardından İsveç Kraliyet Sarayı yazılı bir açıklama yaparak, Prenses Sofia’nın Epstein ile olan temaslarının yalnızca sosyal bağlamda ve kraliyet öncesi dönemde gerçekleştiğini belirtti. Saray, Sofia’nın Epstein’in Karayipler’deki adasına hiçbir zaman gitmediğini vurgularken, son 20 yıl içinde Epstein ile herhangi bir temasın da bulunmadığını açıkladı.
2012 yılına ilişkin film gösterimi iddiasına da değinen saray yetkilileri, Prenses Sofia’nın o tarihte İsveç’te bulunduğunu ve söz konusu davetin gerçekleşmediğini bildirdi.
Diğer kraliyet üyeleri de gündemde
Epstein dosyalarında yalnızca İsveç Kraliyet Ailesi değil, Norveç Kraliyet Ailesi’nden isimler de yer aldı. Belgelerde, Norveç Prensesi Mette-Marit’in geçmişte flörtöz içerikli e-postalar nedeniyle kamuoyuna açıklama yapmak zorunda kaldığı öne sürüldü. İngiliz basını ise dosyalarda Prens Andrew’a ait yazışmalar ve fotoğrafların yeniden gündeme geldiğini aktardı.
Epstein davasının arka planı
Reşit olmayan çok sayıda kız çocuğuna cinsel istismar ve fuhuş ağı kurmakla suçlanan Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde ölü bulunmuştu. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), Epstein’in bir “müşteri listesi” tuttuğuna dair somut bir kanıt bulunmadığını açıklarken, ölümün intihar olduğu sonucuna vardıklarını duyurmuştu.
Açıklanan dosyalarda, Donald Trump, Bill Clinton, Ehud Barak ve Kevin Spacey gibi çok sayıda tanınmış ismin adının geçmesi, kamuoyundaki tartışmaları daha da alevlendirdi.








