Danimarka Sağlık Otoritesi Sundhedsstyrelsen, sırt ağrısı yaşayan vatandaşlara yönelik dikkat çeken bir uyarı yayımladı. Kurum, yaygın sırt ağrılarında ağrı kesici kullanımının çoğu zaman etkisiz olduğunu belirterek, “Hemen ilaç almayın” çağrısında bulundu.
Yetkililere göre parasetamol (Panodil), ibuprofen (Ipren) ve opioid grubu ilaçlar, sıradan sırt ağrılarında plasebodan daha etkili değil. Bu nedenle rutin olarak ağrı kesici kullanmanın tıbbi bir fayda sağlamadığı ifade ediliyor.
Sundhedsstyrelsen Birim Başkanı Maria Herlev Ahrenfeldt, “Ağrı kesici almanın belirgin bir yararı yoksa, kullanmak için de bir neden yok” dedi.
Danimarkalıların yüzde 60’ı ilaç kullanıyor
Sundhedsstyrelsen için araştırma şirketi Epinion tarafından yapılan ankete göre, sırt ağrısı yaşayan Danimarkalıların yüzde 60’ı ağrı kesici ilaç kullandığını belirtti. Yetkililer, bu oranın gereğinden yüksek olduğunu vurguluyor.
Kurumun incelediği bilimsel çalışmalara göre, yaygın ve basit sırt ağrılarında ilaç kullanımı ağrının süresini kayda değer şekilde kısaltmıyor.
“Harekete geçin” tavsiyesi
Uzmanlar, sırt ağrısı durumunda tamamen hareketsiz kalmak yerine günlük aktivitelere devam edilmesini öneriyor. Hafif yürüyüş, yüzme veya kişinin alışık olduğu düşük tempolu egzersizlerin iyileşme sürecine katkı sağlayabileceği belirtiliyor.
Ancak bu, yoğun egzersiz yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Yetkililer, kişinin alışık olmadığı ağır spor aktivitelerinden kaçınması gerektiğini hatırlatıyor. Önemli olanın, güvenli ve vücudu zorlamayan hareketler olduğu ifade ediliyor.
Çoğu ağrı kendiliğinden geçiyor
Uzmanlara göre insanların büyük bölümü hayatlarının bir döneminde sırt ağrısı yaşıyor. Ancak bu ağrıların çoğu zararsız ve genellikle birkaç gün ya da hafta içinde kendiliğinden düzeliyor.
Sundhedsstyrelsen’in değerlendirmesi, yanlış hareket, uzun süre hareketsiz kalma ya da hatalı yük kaldırma gibi nedenlerle ortaya çıkan “yaygın” sırt ağrılarını kapsıyor.
Bununla birlikte, uzun süre geçmeyen ya da şiddetli seyreden ağrılarda doktora başvurulması gerektiği vurgulanıyor. Bu tür durumlarda ilaç tedavisi, fizyoterapi programı ya da bazı vakalarda cerrahi müdahale gündeme gelebiliyor.








