Jeffrey Epstein dosyalarından ortaya çıkan bilgiler, dünya genelinde büyük yankı uyandırdı. Ancak kamuoyuna yansıyan her iddianın gerçek olmadığı da giderek daha net biçimde görülüyor. Sosyal medyada hızla yayılan bazı paylaşımlar, Epstein belgelerini çarpıtarak asılsız ve sansasyonel iddialar üretiyor.
ABD Adalet Bakanlığı, cinsel suçlardan hüküm giymiş ve cezaevinde hayatını kaybeden Jeffrey Epstein hakkında yürütülen kapsamlı soruşturma kapsamında çok sayıda belgeyi kamuoyuna açtı. Son belge paketi 31 Ocak’ta yayımlandı.
Herkese açık ve çevrim içi olarak erişilebilir hâle gelen bu devasa arşiv, kısa sürede sosyal medyada farklı iddiaların ve komplo teorilerinin kaynağına dönüştü.
Sosyal medyada dolaşan üç asılsız iddia
Son günlerde dolaşıma giren ve Epstein dosyalarına dayandırılan üç iddiği mercek altına alındı. İncelemeye göre, bu iddiaların hiçbirinin belgelerle doğrulanabilir bir temeli bulunmuyor.

Sosyal medyada öne çıkan yanlış iddialar arasında şunlar yer alıyor:
- Kannibalizm iddiaları: Belgelerde siyah kutularla gizlenmiş bazı görüntülerin “bebek ayakları” olduğu ve bunun Epstein’in sözde gizli ritüellerine işaret ettiği öne sürülüyor. Ancak bu yorumların belge içeriğiyle hiçbir ilgisi olmadığı belirtiliyor.
- İsveçli prenseslerle Afrika seyahati iddiası: Epstein’in İsveçli prenseslerle Afrika’ya seyahat ettiği yönündeki paylaşımlar da gerçeği yansıtmıyor. Belgelerde bu iddiayı destekleyen herhangi bir kanıt yer almıyor.
- Ünlü isimlere yönelik çarpıtmalar: New York Belediye Başkanı ve İsveç Prensesi Sofia hakkında, belgelerden koparılan ifadelerle oluşturulmuş yanlış anlatılar sosyal medyada yayılıyor.
Prenses Sofia iddiası da çarpıtıldı
Sosyal medyada adı geçen isimlerden biri de Prenses Sofia oldu. Bazı paylaşımlar, dosyalardaki belirsiz ve bağlamından koparılmış bilgileri kullanarak, prensesin Epstein’le ilişkilendirildiğini öne sürdü. Ancak SVT’nin incelemesine göre bu iddialar yanıltıcı yorumlara dayanıyor ve belgelerde bu yönde doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Belgeler açık, yorumlar sorunlu
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein belgeleri, araştırmacılar ve gazeteciler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Ancak SVT’ye göre, belgelerin bağlamından koparılması, eksik okunması ya da kasıtlı olarak çarpıtılması, kamuoyunda yanlış algıların oluşmasına neden oluyor.
Uzmanlar, özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan sansasyonel iddialara temkinli yaklaşılması ve bilgilerin güvenilir gazetecilik süzgecinden geçirilmiş kaynaklardan takip edilmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.








