Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde yatırımcıların altın ve diğer kıymetli metallere yönelimi hız kazandı. Yıl başından bu yana altın fiyatı yüzde 15’in üzerinde artarak 5 bin 500 dolar seviyesini aştı. Gümüş ve platin gibi diğer emtialardaki yükseliş de bu ralliyi destekliyor. Ancak uzmanlar, altının her koşulda istikrarlı bir değer saklama aracı olduğu yönündeki algının fazla iyimser olabileceği görüşünde.
Ralliyi besleyen faktörler neler?
Kıymetli metallerdeki yükseliş; jeopolitik gerilimler, artan kamu borçları, faiz ve enflasyon görünümüne dair belirsizlikler gibi birbiriyle bağlantılı etkenlerden besleniyor. Altın; dolar zayıfladığında değer kazanma eğilimi, kolayca nakde çevrilebilmesi ve arzının sınırlı olması nedeniyle “güvenli liman” olarak görülüyor.
Bu özellikler, itibari para birimlerinin (özellikle dolar ve Japon yeni) sorgulandığı bir dönemde yatırımcılar için daha cazip hale geliyor. Kamu borçlarının yükselmesi, enflasyon ve mali istikrara ilişkin endişeleri de artırıyor.
ABD politikaları ve “Sell America” işlemleri
Piyasalardaki tedirginliği artıran unsurlardan biri de ABD’deki siyasi belirsizlikler. Analistler, Donald Trump döneminde yeniden gündeme gelen agresif söylem ve politikaların, ekonominin sağlığına dair kaygıları büyüttüğünü belirtiyor. Son haftalarda Grönland, İran, Venezuela ve ticaret ortaklarına yönelik sert açıklamalar ile gümrük vergisi tehditleri, bazı yatırımcıları “sell America” olarak adlandırılan pozisyonlara yöneltti.
Bu ortamda, doların yakın vadede dünyanın rezerv para birimi olma konumunu kaybetmeyeceği düşünülse de, yatırımcıların dolardan uzaklaşarak portföy çeşitlendirmesine gittiği gözleniyor. Belirsizlik arttıkça, kimse “çapraz ateşte” kalmak istemiyor.
“Altını yukarı taşıyan asıl etken momentum”
Brookville Capital Yönetici Direktörü Simon Popple, Euronews’e yaptığı değerlendirmede şunları söylüyor:
“Yatırımcılar eskiden ABD Hazine tahvillerini neredeyse risksiz gördükleri için tercih ederdi. Ancak servetin bir silah gibi kullanılabildiği bir dünyada, ülkeler sermayelerini nereye tahsis edecekleri konusunda daha temkinli.”
Popple’a göre doların değer kaybı altını destekliyor, ancak altın fiyatlarını asıl yukarı iten unsur çok daha basit: momentum. Altın manşetlerde kaldıkça ilgi artıyor, bu da alım dalgasını güçlendiriyor.
“Kısa vadede değer saklama özelliği abartılıyor”
IG Baş Piyasa Analisti Chris Beauchamp, yatırımcı psikolojisine dikkat çekiyor:
“İnsanlar doğası gereği yükselen varlıklara yönelir. Altının güçlü rallisi ilgiyi kaçınılmaz olarak artırdı.”
Beauchamp, altının faydalı özellikleri olsa da, özellikle kısa vadede değerini koruma kapasitesinin abartıldığını vurguluyor. Altının piyasadaki rolünün, eski ABD Başkanı Richard Nixon’ın 1971’de doların altına doğrudan çevrilebilirliğini sona erdirmesiyle köklü biçimde değiştiğini hatırlatıyor. Bugün ülkeler para birimlerini belirli bir altın miktarına sabitlemiyor.
“Altın standardı, metalin sabit bir değer saklama aracı olduğu fikrini desteklemek için sıkça anılır. Ama bu doğru değil,” diyor Beauchamp.
Altın ve kripto benzetmesi
Morningstar Yönetici Araştırmaları Bölümü’nden kıdemli uzman Kenneth Lamont da benzer bir noktaya dikkat çekiyor. Altın ile kripto paraları karşılaştıran Lamont, her iki varlığın da arzının sınırlı olmasına rağmen son derece oynak olduğunu vurguluyor:
“Altın ya da kriptoyla bir şey satın alıyorsanız, değeri bir günden diğerine yüzde 30 düşebilir. Kısa vadede iyi bir değer saklama aracı değiller.”
Altın, bitcoin’e kıyasla çok daha köklü ve uzun vadede güçlü performans sergilemiş olsa da, analistler her iki varlığın da öngörülemezliğinin, itibari paraların sonunun geldiği anlamına gelmediğini belirtiyor.
Kısa vadede dalgalı, orta vadede potansiyel sürüyor
Cuma günü Avrupa işlemlerinde altın fiyatı yaklaşık yüzde 3 geriledi. Buna rağmen, küresel siyasetin kırılgan yapısı ve ekonomik belirsizlikler dikkate alındığında, analistlerin önemli bir bölümü önümüzdeki aylarda altının yeniden yükseliş potansiyeli taşıdığı görüşünde.








