İsveç’te Jämtland ve Värmland bölgeleri, sağlık sistemi dışında gerçekleşen doğumlar sonrası anne ve bebeklerde ciddi komplikasyonlar yaşandığına dair alarm verdi. Yetkililer, son yıllarda bu tür vakalarda artış gözlemlendiğini ve doğum hizmetlerinin önemli bir kadın grubunu kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Värmland Bölgesi Kadın Hastalıkları Servisi Başkanı Maria Sahlin, kadınların sağlık sisteminden uzaklaşmasından duyduğu endişeyi dile getirerek, “Eğer kendilerini güvensiz ya da görülmemiş hissediyorlarsa ve bu nedenle bizi tercih etmiyorlarsa, bu gerçekten üzücü” dedi.
Evde doğumlarda ağır sonuçlar
Geçtiğimiz yaz Jämtland’te, ebe desteği olmadan yapılan ev doğumları sırasında bir bebeğin hayatını kaybetmesi ve bir diğerinin ağır şekilde yaralanması sonrası bölge yönetimi kamuoyunu uyarmıştı. Şimdi benzer vakaların Värmland’te de yaşandığı açıklandı.
Bölge yetkilileri, son bir yılı aşkın sürede sağlık sistemi dışında yapılan doğumlar sonrası en az iki kişinin ciddi komplikasyonlar nedeniyle hastaneye başvurduğunu bildirdi.
“Bir ebenin yerini hiçbir şey tutamaz”
Barnmorskeförbundet’nden Eva Nordlund, doğum sırasında öngörülemeyen durumların her zaman ortaya çıkabileceğine dikkat çekti. Nordlund, “Doğum esnasında neler olup bittiğini değerlendirebilmek için farklı bir bilgi ve deneyime ihtiyaç vardır. Bir ebe, annenin o an fark edemeyeceği riskleri tespit edebilir” ifadelerini kullandı.
SFOG adına konuşan Hanna Åmark ise en kötü senaryonun anne ya da bebeğin hayatını kaybetmesi olduğunu vurguladı. Åmark, bazı vakalarda bebeklerin hastane ortamında doğmuş olsaydı hayatta kalabileceğini, ancak kontrolsüz doğumlar sırasında yaşamını yitirdiğini söyledi.
Doğum hizmetleri daha cazip hale getirilmeye çalışılıyor
Maria Sahlin’e göre kadınların sağlık sistemi dışında doğumu tercih etmesinin iki temel nedeni bulunuyor. Bunlardan ilki ideolojik tercihler, ikincisi ise daha önce yaşanan ya da duyulan olumsuz doğum deneyimleri. Sahlin, doğum hizmetlerinin bu nedenle kendini geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Hanna Åmark da doğum deneyimini iyileştirmek için çalışmalar yürütüldüğünü, kadınların doğum sürecine daha fazla dahil edilmesi ve doğal doğum sürecinin desteklenmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını aktardı.
Uzmanlar, kadınların doğum yeri ve şekli konusunda karar verme hakkına sahip olduğunu vurgularken, bu kararların mutlaka sağlık hizmetleriyle iletişim içinde ve planlı şekilde alınmasının hayati önem taşıdığı uyarısında bulunuyor.








